Hakkımda


Recep ÖNDER

Öncelikle herkese merhaba; ben Recep ÖNDER. 1985 İstanbul doğumluyum ve hala ailemle birlikte İstanbul’da yaşamaktayım. Uludağ Üniversitesi İşletme Fakültesi mezunuyum. Eyüp’te doğdum ve eğitim nedeni ile verdiğim araları saymazsak tüm hayatım yine bu semtte geçti. Burayı gerçekten çok seviyorum. İlk çocukluk fotoğrafım caminin bahçesinde güvercinlerin içinde çekilmiş. İlk gençlik yıllarım, çocukluğum, hep aynı yerlerde geçti. Eyüp benimle ben de Eyüp’le birlikte büyüdüm diyebilirim.

Eğitim

İlkokulu Silahtarağa ilköğretim okulunda, ortaokulu Ebusuut Efendi’de, liseyi de Eyüp lisesinde okudum. Çok başarılı bir öğrenci olmasam da ortalama üstü bir çalışma ile son durağım Bursa Uludağ Üniversitesi İşletme Fakültesi oldu. Bursa; eğer bir gün İstanbul dışında yaşamam gerekirse, bir an bile düşünmeden evet diyebileceğim ender şehirlerin başında gelir. 18 Yaşında tanıştığım bu kentte sadece üniversite hayatımı değil, ilk kendimi bulduğum zamanları da yaşadım. Gitarla tanışmam, bu vesile ile çok daha farklı insan grupları ile iletişim kurmam, araştırmam, okumam ve kendimi geliştirmeye başlamam da aynı zaman dilimine denk geliyor. Her zaman söylerim; üniversite size kaliteli bir öğretim vermese bile kesinlikle kişisel gelişiminize katkıda bulunuyor. En azından kendiniz olabilmeniz için size bir pencere açıyor. Gerisi tamamen size kalmış.

Dijital Pazarlama

Öğrenciliğim çalışmak zorunda kaldığımdan dolayı biraz uzun sürdü. Okulum bittikten sonra da çeşitli sektörlerde çalıştım. En son muhasebe üzerinde karar kıldım ve mali müşavirlik yolunda ilerliyorum.

Kendimi bildim bileli yazmayı ve bunları diğer insanlarla paylaşmayı çok seviyorum. Türkiye’de ilk blog furyası başladığında (Yaşımız ortaya çıkıyor) ben de oradaydım diyebilirim. Gel zaman git zaman 2014 yılında yeni bir blog sitesi açarken karşıma yepyeni bir kapı açıldı, Dijital Pazarlama ve SEO!

Yazdığım yazıları nasıl daha çok kitleye ulaştırabilirim diye araştırırken önce SEO sonrasında da dijital pazarlama ile tanıştım. Yaklaşık 2 yıl boyunca (İngilizce bilmenin faydasını bu süreçte çok gördüm) özellikle yabancı kaynakların içinde kendimi kaybettim. Sonuç mu? Hedeflediğim çoğu kelimede ciddi bir sıralama elde edip ve trafik çekmeyi başardım. Bu beni inanılmaz motive etti ve farklı sitelerde kendimi yeniden deneyerek benzer sonuçlara ulaşmaya çalıştım. Önce yakın arkadaşlarımın, sonra bir tık öteye geçerek küçük bazı işletmenin web sitelerin SEO çalışmalarını yaptım. Sonra…

Sonra bunun sadece SEO ile değil, çok daha büyük bir bakış açısı ile yapılması gerektiğini anladım.  Bir siteyi alıp belli bir sıralamaya taşımak istediğinizde bunun tek ve sınırlı bir formülü yok. Çok daha geniş düşünüp birden fazla etmeni formülünüze doğru bir şekilde eklemelisiniz. Ben de bunu fark ettikten sonra dijitalin diğer kanallarında kendimi geliştirmeye başladım. Adwords, içerik, e-posta, sosyal medya, teorik reklamcılık ve pazarlama… Sonra tüm bunları daha profesyonel olarak sunmak için 212 Dijital Pazarlama ve SEO Ajansı’nı kurdum. (2020 yılı başında, bu blogla aynı zaman diliminde)

Aile

Biraz da ailemden bahsetmem gerekirse; 2018 model bir oğlum var. İşlerim dışında kalan tüm vaktimi onla geçiriyorum. Ailenin hayatta her şeyden önce geldiğini ve önemli olduğunu biliyorum. Bu nedenle onunla kaliteli vakit geçirmek için elimden geleni yapıyorum. (Sol ayak bir forvet 17-18 yıl sonra Galatasaray’da olacak sanırım)

Her zaman bana destek olan, verdiğim kararların arkasında durarak beni motive eden eşimi anmadan geçemem. Hayatımdaki en büyük şanslarımdan birisi de o. Hani eski Türk filmlerini izlediğiniz de gördüğünüz kadınlar var ya.. Sadık, güvenilir, özverili, ailesi için her fedakârlığı yapan kadınlar. İşte onların bir tanesi de benim eşim. Buradan ona tekrar tekrar teşekkürlerimi sunuyorum. O olmasaydı gerçekten şu an olduğum yerde olmayabilirdim.

Sosyal

İş dışında kalan zamanlarımı önce oğlum, sonra gitarım ve kitaplarımla geçiyorum. Kitap okumayı hala (Bu dijital çağda) çok seviyorum. Her ne kadar artık işim gereği çoğu vaktim dijital cihazlarla geçse de en az onlar kadar kitaplarımın da kokusunu seviyorum. Kaliteli müzik dinlemeyi seviyorum (Bozlak da Blues da dinleyebilirim) Yeni yerler keşfetmeyi, yeni insanlarla tanışmayı seviyorum. Herkesin kendine has bir hikâyesi var ve ben o hikâyeleri dinlemeyi hatta mümkünse içinde yer almaktan keyif alıyorum.

Hayatta işinizi düzgün yaptıktan ve biraz yetenekle birlikte yeteri kadar çalıştıktan sonra insanın her şeyi başarabileceğine inananlardanım. Siz yeter ki isteyin, gerisi gelir. Siz yeter ki kimsenin hayallerinizi çalmasına izin vermeyin.

Tekrardan hepinize merhaba, kim olduğumu merak edip bu sayfaya kadar gelen herkese…

(Sorularınız için iletişim bilgilerimden bana ulaşabilirsiniz)

Kapalı
Powered by